---------- Sponsorlu Reklamlar ----------


Türkiyenin Jeopolitik Konumu Önemi Nedir Kısaca Hakkında Bilgi

admin 12 Aralık 2013 0
--------- Sponsor Reklamlar ----------

Türkiyenin Jeopolitik Konumunun Küresel Açıdan Önemi Hakkında Bilgileri sizlere ayrıntılı olarak açıklıyoruz. Sizlerde konumuzu dilerseniz kısaca özet çıkararak yada tam metin olarak kullanabilirsiniz. Bildiğiniz üzere Dünya Enerji kaynakları ve en önemli geçiş noktalarının kesişim yerinde olan ülkemiz Doğu ve Batı arasında bir medeniyetler sentezinin gerçekleştiği stratejik bir konumdadır. Sizlere bu bilgi notumuzda Türkiyenin Jeopolitik Olarak Önemini açıklayacağız.

Türkiye’nin Jeopolitik Konumu ve Türk Dünyası isimli kitap, jeopolitik teori, Türkiye ve Türk Dünyasının coğrafi konumu ve jeopolitik konumu, jeopolitik kaynaklı duyarlılıklar ve Türkiye’ye yönelik tehditler, jeopolitik gelişmeler, jeokültür tartışmaları ve Türk devrimi konu başlıkları altında beş bölümden oluşmaktadır. Kitapta, Jeopolitik teoriler ile Türkiye’yi, Türk Dünyasını asal alan aktüel jeopolitik meselelerin incelemesi yapılmıştır.

turkiyeharitasi1

Birinci bölümde; jeopolitik “Bir milletin milletler topluluğunun veya bir bölgenin mevcut coğrafi platform üzerinde, değişmeyen unsurları ve değişen unsurları dikkate alınarak, güç değerlendirmesi yapan, tesiri altında kaldığı o günkü dünya güç merkezlerini, bölgedeki güçleri inceleyen, değerlendiren hedefleri ve hedeflere erişme koşul ve mertebelerini araştıran, belirleyen bir ilimdir.” şeklinde tanımlanmış, taktiğin üç unsuru olan kuvvet, vakit ve mekan unsurları ile jeopolitiğin unsurları olarak benzerlikler heyetmiş, jeopolitik kuramlarından Kara Hakimiyet Kuramı, Deniz Hakimiyet Kuramı, Kenar Kuşak Kuramı ve Hava Hakimiyet Kuramı ile ilgili bilgi verilerek, bu kuramların değerlendirilmesi yapılıp günümüzdeki geçerliliği incelenmiştir.

 

Ayrı olarak kuramların uygulanan siyasetlere tesirleri, güç merkezleri incelenerek jeopolitik-tarih ilişkileri değerlendirilmiştir.

İkinci bölümde; ülkelerin coğrafi konumları ile jeopolitik konumlarının değişik vaziyetleri izah ettiği, coğrafi konumun, ülke sınırlarının farklılaşmadıkça değişmediği, sık olmamakla birlikte jeopolitik konumun ülke gücünün değişmesi halinde, bölge ve üniversal güç odaklarında değişikliklerin farklılaştığı vurgulanarak soğuk savaş dönemi sonrası üniversal değerdeki güçler ve yerel güçlerin barizleştiği ancak bu güçlerin daha ortaklıklar kurarak taraf oluşturamadıkları, yaşanan arayışlar döneminin istikrarsızlığın bütün rahatsızlıklarını gündeme getirdiği, dünyadaki tesirli güçlerin istikrarsızlık ortamını kendi düşündükleri, kendileri için faydalı olacak şekilde önce düşünce alanında ve sonra da kamuoyu oluşturarak yönlendirmeye ve şekillendirmeye çalıştıkları belirtilmiştir. Bu kapsamda AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ, Almanya, Rusya, Japonya ve Çin’in vaziyetleri incelenmiştir.

Türkiye’nin coğrafi konumunun değişmediği halde jeopolitik konumunun SSCB’nin dağıldıktan sonra değiştiği ve bu oluşumun doğu ve batı kültürü ile uyumlu, çok kuvvetli bir kültüre; kuvvetli ekonomik, sosyal, siyasi ve askeri yapıya sahip olmamızı gerektirdiği vurgulanmıştır.

Orta Asya jeopolitik konumunun, yirminci asır siyasetlerini büyük ölçüde etkileyen jeopolitik kuramlarda işgal ettiği yer, dağılan SSCB’den sonra Rusya Federasyonu ile gelişen Çin arasında oluşan boşlukta bulunuşu, bütün unsurları ile Türk kültür etrafına dahil bulunması istikametleri ile büyük ehemmiyet taşıdığı değerlendirilmiştir.

Üçüncü bölümde, beşeri ve coğrafi unsurlara dayalı jeopolitik tehdit kaynakları; “coğrafi yapı, coğrafi-jeopolitik konum”, “sınırların yapısı, coğrafi bütünlük, coğrafi özellik”, “evrensel güçler ve komşularla güç farkı”, “tarihi olaylar”, “tehdit eden odakların niyet ve emelleri”, “iç yapının neden olduğu tehdit ortamı” isimli sekiz başlık altında toplanmış ve her bir başlık Türkiye açısından değerlendirilmiştir.

Dördüncü bölümde, jeopolitik gelişmeler olarak asıl değişikliğin önce Doğu blokunun müteakiben SSCB’nin dağılması ile oluştuğu ve bütün ülkelerin yeni şartları tam olarak değerlendiremediği, henüz yeni vaziyetle alakalı fikir jimnastiği yaptıkları, bağımsızlıklarını kazanan ülkeler arasında da sürtüşmelerin devam ettiği belirtilmiştir.

Doğu Avrupa’da,balkanlar’da, Kafkasya’da, Orta Doğuda ve Orta Asya’da oluşan beş büyük boşluktan yalnızca Doğu Avrupa’daki boşluğun, NATO ve AB şemsiyesi altına alınarak istikrara kavuşma yolunda olduğu diğer dört boşluğun Türkiye’nin coğrafi ve politik alaka alanında olduğu, bu vaziyetin Türkiye’nin duyarlılığını büyük ölçüde arttırdığı, jeopolitik konumunu çok özel kıldığı, meselelerini çeşitlendirdiği ve zorlaştırdığı değerlendirilmiştir.

Orta Asya coğrafyasının coğrafi bütünlükten yoksunluğu, tarih boyu bölgede kurulan Türk devletleri için olduğu gibi bugün bağımsızlıklarını almaya çalışan Türk Cumhuriyetleri için de bir zayıflık olduğu dile getirilmiş,Türkiye coğrafyası ile Orta Asya coğrafyasının farklı yerlerde bulundukları ve coğrafi bir bütünlük teşkil etmedikleri belirtilerek, gerek Türkiyecoğrafyasının gerekse Orta Asya coğrafyasının kuvvetli ve zayıf istikametlerinin çok iyi değerlendirilmesi ve buna göre uygun siyasetlerin üretilmesi gerektiği, her iki coğrafya ile Kafkaslar ve İran’ın ortaklığa çağrı edilerek coğrafi bütünlüğün sağlanabileceği belirtilmiştir.

Beşinci bölümde, soğuk savaş sonrasındaki arayışlardan en ehemmiyetli olanın, kültür farkına, muasırlık farkına dayandırılan ayrılmayı, taraf teşekkülünü ön tasarıya çıkaran düşünceler olduğu belirtilmiştir.

Batılıların; kültürlerinin gereği olarak her zaman bir “öteki” yaratma ihtiyacında oldukları, soğuk savaş sonrası dönemde de çıkarlarını tehdit eden, bölgesel veya evrensel egemenliğine mani olması muhtemel olan, kendi koyduğu değer ölçüleri ile bağdaşmayan veya bağdaşmasını istemedikleri bir karşı taraf beklentisi içerisine girdikleri, tarihi de karıştırarak Müslüman dünyanın bulunduğu değerlendirilmiştir.

Bu kapsamda, I. WALLERSTEİN, Samuel H. HUNGTİNTON, A. TOYNBEE, T. S. ELİOT, G. F. FULLER, I. O. LESSER, Clara Hollong WORTH’un görüşleri incelenmiştir.

Bu inceleme neticeninde, yukarıda belirtilen düşünür ve yazarların ortaya koydukları gerekçelerin sağlam gerekçeler olmadıkları, gerçek gerekçelerini ortaya koymadıkları, dile getirmedikleri belirtilerek, asıl emelleri ve belirttikleri görüşlerdeki yanlışlar yazar tarafından sıralanmıştır.

“Medeniyetler çatışması” görüşünün, dünya eriştirme ve iletişiminin artmasının kapı araladığı ortak kültür değerlerinin yaygınlaşması ve güçlenmesi neticesi evrensel kültürün gelişmesi, kültürler arası fay kırığının gittikçe sığlaşması, farkların azalması olgusu ile Doğu-Batı arasında uyum arayan bir kültür atılımı olan, evrimleşerek devam eden, her çağda modern olma emeline yönelik yapısı ile kültür farklarının yumuşatılmasına, uyumuna yönelik Türk Devrimini dikkate almadığı dile getirilmiştir.

Ayrı olarak Batı-Müslüman çatışmasını öngörenlere, Türk Devrimi ile kazançlan iki kültür arasında uyum sağlama atılımının ehemmiyetini anlamaya çalışmaları ve değerlendirmeleri önerilmiştir.

Jeopolitik teoriler ve Türkiye’yi, Türk Dünyasını esas alan güncel jeopolitik meselelerin üzerinde durulan kitabın incelenmesinin konu konusunda geçmişteki, günümüzdeki ve gelecekteki gelişmeleri kıymetlendirmemize ışık tutacağı değerlendirilmektedir.

Bilgi Media & Vikipedi Dünya Ekonomi ve Siyasetinde Türkiyenin Jeopolitik Önemi Hakkında Merak Edilenlerinin yanıtlarını sizlere sunduk.

Konu içi aramalar > jeopolitik konum nedirtürkiyenin jeopolitik önemi kısacatürkiyenin jeopolitik konumunun önemi kısacatürkiyenin jeopolitik konumu kısatürkiyenin jeopolitik konumu vikipedijeopolitik konum ne demektürkiyenin jeopolitik konumu ve önemi vikipedijeopolotik konum ne demekTürkiyenin coğrafi konumunun önemi hakkında bilgiler

Konuya Yorum Yaz »

Google Ping   Google Sitemap